merhabalar.
uzun bir aradan sonra tekrar günlüğümün başındayım... geçtiğimiz hafta çok yoğun olduğum için yazmak için fırsat bulamadım. lafı fazla uzatmadan, bir önceki yayınımda bahsettiğim gibi sizlerle ilk eminönü maceramı paylaşmak istiyorum... hadi başlayalım... :)
efendim, ben ve çok sevgili arkadaşım
burcu uzun bir süredir 'eminönü'ne gidelim, eminönü'ne gidip malzeme bakalım' diye birbirimizin başının etini yiyorduk... nihayet kalktık gittik... ben doğma büyüme istanbullu olmama rağmen, eminönü'nü pek bilmem... tabii bu, gerçek istanbul'un neresi olduğuyla da alakalı bir durum... ben anadolu yakasında doğdum, büyüdüm ve halen de orada yaşıyorum, bu yüzden avrupa yakası ile pek bir işim olmadı... ama burcu sağolsun, bana bu konuda da kılavuzluk etmede çok başarılı :))) burcu ile her yere gidebilirim açıkcası, çünkü kendisi hem iyi bir yaren hem zevkine fevkalade güvendiğim bir arkadaş hem de dünyanın en uyumlu insanı...
vapurdan inip iskeleden ışıklara doğru yürüdük... ışıklardan karşıya geçip, caminin avlusundan dolanıp mısır çarşısının içinden geçtik... aslında ilk bakmak istediğimiz yer burcu'nun bana en başından beri gidelim dediği ama ismini bir türlü hatırlayamadığı pasta malzemeleri satan bir dükkandı (bknz. fermo) ancak biz onu maalesef eminönü turumuzun sonunda bulabildik... bu çok sık yaşanan bir durumdur, hani gitmek istediğiniz belli bir yer vardır, aradığınız malzemeleri oradan almak istersiniz, ancak o yeri bulana kadar başka dükkanlara girip çıkarsınız ve başka dükkanlardan alışveriş yaparsınız, sonra asıl gitmek istediğiniz o dükkan pat diye önünüze çıkıverir :D (farkındayım, uzun bir cümle oldu ama umarım siz ne demek istediğimi anladınız :P)
benimkisi de o hesap işte... bi sürü dükkana girip çıktık, fermo'ya ulaşana kadar (ki aslında o kadar kolay bir yerde ki. eminönü kahve dünyasının yanında...) ben satın almak istediğimiz malzemeleri başka yerlerden aldım çıktım... siz siz olun, nereye gitmek istediğinizi bilmeden yola çıkmayın :)))mesela şimdi eğer bu yayını okuyorsanız, kesinlikle ilk etapta fermo'ya uğrayın derim... önce oraya bir bakın, sonra ara sokaklardaki diğer dükkanları dolaşın...
benim eminönü'ne gitmeden evvel internette pasta malzemeleri satan dükkanları araştırırken karşıma çıkan iki dükkan vardı... nüans ve besan... ilk durağımız nüans'tı... benim için büyük bir hayal kırıklığı oldu çünkü içeride doğru düzgün hiç kalıp yoktu... ya ben kıtlık zamanına denk geldim, ya da orası gerçekten öyle az çeşit olan bir yer... emin değilim, aranızda eminönü'ne sık sık giden varsa doğrusunu söylesin... neyse... tabii ki nüans'tan elimiz boş ayrıldık... sonraki durağımız besan... nüans'ın hemen az ilerisinde bir dükkan o da. almak istediğim belli kalıplar var kafamda... bi kere öncelikle büyük bi bebek body kalıbı almak istiyorum. sonra, bebek arabası ve kesinlikle beyaz şeker hamuru! ben tercihimi renkli hazır şeker hamuru satın almak yerine, beyaz renk şeker hamuru ve farklı renklerde gıda boyaları almaktan yana kullandım... gıda boyası hem daha bereketli hem de bence daha kullanışlı. kürdanın ucuyla şeker hamuruna değdiriyorsunuz ve azıcık bir miktarı bile büyük bir parça beyaz şeker hamuru renklendirmeye yeterli oluyor... kullandığınız rengin tonunu siz belirleyebiliyorsunuz. yani şeker hamurunuz açık mavi olsun istiyorsanız, azıcık boya kullanın, eğer koyultmak isterseniz, biraz daha boya ekleyebilirsiniz... bu sizin tercihinize kalmış... ben mavi, sarı ve yeşil renklerde 'fo' marka jel gıda boyası satın aldım... butik kurabiye yapmaya başlayanların genelde ilk yaptıkları gibi ben de bebek kurabiyesi yapacaktım... canım kuzenimin bir oğlu oldu ve onun için el emeği göz nuru, kıymetli bir şeyler yapmak istiyordum.... aslında şeker hamuruyla kurabiye yapımı hikayem işte tam da böyle başladı.
canım kuzenimin doğumuna çok kısa bir süre kala, aklımda ona değerli bir hediye verme fikri vardı... elbette ki her hediye değerlidir, hediyenin büyüğü küçüğü olmaz demişler... ben de yine internetten edindiğim bir fikri baz alarak, kanaviçeden yeni doğan bebekler için kullanılan, gelen misafirlerin hediyelerini takabilecekleri bir 'altın yastığı' yapmaya karar verdim.
fotoğraftan pek belli olmuyor ama tamamen acemi işi bir yastık :) hayatında ilk defa kanaviçe yapan birisine göre iyi, ancak tecrübeli gözlerle bakınca hatalar mevcut tabii ki :) bu benim hayatımda yaptığım ilk kanaviçe işi... benim için manevi değeri çok fazla...
yaşadığım acemilik şuydu: ilk önce yapmam gereken şeyi en son yaptım, yani önce çerçeve içine almam gerekirken, en son çerçeve içine aldım, doğal olarak her iki yanda bulunan balonlar, emzik ve bebeğin ismi ortalanmadı, fazla kenarda kaldı... neyse sağlık olsun, bir daha ki sefere daha bilinçli yaparım :D
eminönü serüvenimize ufak bir ara verdikten sonra alışveriş anılarıma devam edebiliriz :)))
işte anlattığım gibi kanaviçe yastık falan derken bebek kurabiyesine kadar geldik :) uzun lafın kısası, ben bu serüvenime ailemizin ilk torunu, teyzesinin kuzusu, dünyalar tatlısı oğluşumuz asil eren için başladım... her şey onun sayesinde oldu :))) bütün bu uğraşları edindiğim, içimde bu işlere bir merak olduğunu keşfettiğim için çok mutluyum... kendimi bütün bunlarla uğraşırken çok mutlu hissediyorum. konsantre oluyorum, yaratıcılığımı geliştiriyorum, başka hiçbir düşünmemeye, yalnızca anın tadını çıkarmaya çalışıyorum... kısacası 'kafamı dağıtıyorum' :)))
alışveriş turumuz en son besan'da kalmıştı değil mi ? daha fazla laf lafı açmadan ben devam edeyim... o gün malzemelerin büyük bir kısmını besan'dan aldım... istediğim ebatta ve düzgünlükte (bazı kalıplar yamuk olabiliyor, alırken inceleyin bence) bebek body ve bebek arabası kalıbı aldım... 2 kilo beyaz şeker hamuru (1'er kiloluk paketlerde) ve bebek temalı silikon kalıp aldım... bunlar dışında şeker hamurunun üzerine yazı yazmaya yarayan minik harflerden oluşan bir aparat ve 3 farklı boyda yıldız ve kalp figürleri kesmeye yarayan plastik kopatlardan da satın aldım... şimdi sizinle ufak bir hesaplama yapalım... böyle karışık karışık yazarak değil de, aşağıya liste halinde aldıklarımı yazmak istiyorum... hadi başlayalım...
eminönü besan'dan satın aldığım malzemeler:
-2 kilo beyaz şeker hamuru (1'er kiloluk ayrı paketler halinde) 20 TL
-3 farklı renkte jel gıda boyası (adeti 6 TL)
-harf basma aparatı (7 TL diye hatırlıyorum...)
-kalp kesme kopatları (1 paketin içinde 4 farklı boyda kopat var, paketi 5 TL)
-yıldız kesme kopatları (aynı şekilde 5 TL)
-bebek body kurabiye kalıbı (fiyatını hatırlamıyorum :(((
-bebek arabası kurabiye kalıbı (bunun da fiyatını hatırlayamıyorum maalesef)
-şeker hamurunu açmak için silikon merdane (8 TL yanılmıyorsam)
-bebek temalı silikon kalıp (40 TL!!! bu silikon kalıplar neden bu kadar pahalı :((((
toplam 108 TL tuttuğunu çok iyi hatırlıyorum ama :D buradan hareketle kurabiye kalıplarının da aşağı yukarı 6-7 lira olduğunu çıkartabiliriz. aklınızda bulunsun pasta malzemeleri satan dükkanlarda taksit imkanı bulunmuyor... peşin satın almak zorundasınız... fazla çeşit satın aldığımdan mıdır yoksa cash para ile ödediğimden midir bilmem, besan'daki adam bana indirim de yaptı, 108 TL yerine 80 TL ödedim :)))) besan'dan çıktığımızda maaşımdan kalan son damlaları harcadığımın bilinciyle mutsuzluğa kapıldım... oysa ki uzun zamandır merakla beklediğim bu alışverişi gerçekleştirdiğimden ötürü mutlu olmam gerekirdi :)
besan'dan sonra bebek-nikah şekercilerinin bulunduğu sokakta bu sefer kurabiyelerimizi içine koyacağımız poşetleri ve o poşetlerin ağzını bağlamak için de cicili kurdeleler aramaya başladık... cahillik gerçekten çok kötü bir şey :D insan neyi nereden alacağını bilmeyince, ilk bulduğunu almak istiyor... burcuyla birlikte bebek şekercilerine girip girip çıktık, ayak basmadığımız dükkan kalmadı diye düşünürken, 'aa burayı nasıl görmemişiz' dediğimiz dükkanlar da çıktı karşımıza... evet, hepsine girdik... ama bence siz girmeyin, boşu boşuna yorulmayın... meraktan çatlayın ama yine de işinizin olmadığı dükkanlara girip hem enerji hem de vakit kaybetmeyin :)
ne o, güya kurdele arıyoruz, kurdele dışında her şeyle ilgiliyiz ama :P tüller, şeker süsleri, sepetler, tepsiler, kapı süsleri vs. hepsini inceliyoruz... dükkanlar zaten daracık, içerisi hep kalabalık, ortada bizim gibi ne alacağını şaşırmış bir sürü insan var :D en başta da dediğim gibi, ne istediğinizi bilmeden eminönü'ne, tahtakale'ye gitmeyin... velhasıl kelam, aradığımız kurdeleyi dükkanlardan birinde bulduk... maalesef ismine dikkat etmedim ancak içerisi gayet temiz ve düzenliydi... kasadaki teyzenin dediği gibi, sadece 'bu işi' yaptıkları çok belliydi... yani bebek şekeri süsleri satıyorlar... daha doğrusu 'baby shower' malzemeleri :))) beyaz üstüne minik mavi puantiyeli kurdele arıyorduk ve orada bulduk... kurdeleler metreyle satılmıyor, top olarak almanız gerekiyor, onu belirteyim. zaten bir top dediğimiz şey 25 metre oluyor... kurdelemizi aldıktan sonra (25 metre kurdele 3 TL) plastik poşet/bardak/tabak vs. satan dükkanların birisinden de kurabiye poşeti aldım. kurabiye poşeti dediğime bakmayın, bildiğiniz minik şeffaf poşet. (hani takı malzemeleri satan dükkanlarda bulunanlardan) tabii adamlar poşeti kiloyla sattıkları ama bize de adet olarak lazım olduğu için orada bir müddet poşet sayma işine giriştim... 100 adet poşete 0.80 TL gibi bir para ödedikten sonra, gözlerimizi dört açarak dükkanları dolaşmaya devam ettik. bu yolculuğun en başından itibaren burcu'nun ısrarla söylediği bir şey vardı, o da, koskoca eminönü'nde yalnızca iki dükkan mı var pasta malzemeleri satan? :)))
ah ben ne diyorum size, bilmeden etmeden yola çıkmayın :D biz 2-3 tane dükkan var zannederken, meğerse sokak aralarında ufak tefek birkaç dükkan daha varmış... hepsine şans eseri uğradık. hatta alışveriş istihkakımı 'maddi' olarak doldurmuş olmama rağmen, dayanamadım 1-2 kurabiye kalıbı daha aldım. (kenarları tırtıklı yuvarlak ve dikdörtgen iki küçük kalıp 4'er TL) sonra artık yorgunluğun da vermiş olduğu bir bıkkınlıkla 'hadi artık gidelim' dedik :) tam dönüş yoluna koyulmuştuk ki, karşımıza işte tam da o esnada 'fermo' çıktı... bir anda kendimizi içeride bulduk. yorgunluğun son raddesindeydik, enerjimiz tükenmiş, paralar suyunu çekmişti ama en başından beri nerede olduğunu merak ettiğimiz (!) o dükkan karşımıza çıkmıştı işte ve biz bu fırsatı kaçırmamalıydık :D içeride yok yoktu diyebilirim... öncelikle çok büyük ve ferah bir dükkan bana göre... ayrıca tahtakale kalabalığından eser yok... içeride herşey düzenli, çeşit fazla ve aslında en güzel tarafı eminönü'nün kalabalığına karışmadan, hem de iskeleden çok fazla uzaklaşmadan vapurdan iner inmez uğrayabileceğiniz bir yer... tabii artık bir şey alacak halimiz kalmadığından yalnızca raflara göz gezdirip dükkandan çıkmak durumunda kaldık... bir dahaki eminönü yolculuğumda kendime söz verdim, ilk olarak fermo'ya uğrayacağım... (merak eden varsa, fiyat olarak besan'dan farklı olduğunu söyleyemem)
işte böyle :))) aldığım malzemelerin fotoğraflarını çekip koyacaktım ancak işyerinde son iki haftadır çok yoğun olduğum için şimdilik fotoğrafsız bir yazı oldu :((( umarım haftasonu elimdeki malzemelerin fotoğraflarını çekip sizlerle paylaşabilirim...
ben kurabiye yapmak için haftasonunu iple çekiyorum, ya siz? :))))
sevgiyle kalın, kurabiye tadında :)))